Hayatın güzelliği onun sadeliğinde gizlidir ve insan ne kadar sadeleşirse, hayatın ona sunacağı sürprizler de o kadar büyük olur. Elinizdeki roman, tam da bu cümlenin karşılığı mahiyetinde. Hayatın sevdiği iki şeyin; merak ve sadeliğin bir araya gelişinin nasıl büyük güzelliklere zemin olduğunu okuyacaksınız bu romanda. Okurken, her karakterin içinde kendinizden, olduklarınızdan, olmak istediklerinizden veyahut istemediklerinizden birer parça bulacaksınız.Edebiyatta “büyük” hikayelerin, şaşaalı dünyaların hatta gerçeküstücülüğün ve de bilimkurgunun bu kadar revaçta olduğu bir dönemde, size bambaşka bir yerden seslenen ve bu kadar karmaşanın içinde sadeliğin büyüsünü görmeyi hiç denedin mi diye soran bir roman Bir Kutu Hatıra.Bir Kutu Hatıra; her sayfasında, dışarıdan bakıldığında son derece “sade” görünen hayatların içindeki büyük mucizelerin fotoğraflarını çekiyor. Tam da buna yaraşır şekilde bir gün bulunan bir kutu fotoğrafın ve mektubun, geçmişin ve geleceğin ve elbette ki bugünün hikayesi bir roman var karşımızda.“Bir fotoğraf, bir sır hakkındaki bir sırdır,” diyor Diane Arbus. Sırların tümünün bir gün ortaya çıkmak için var olduğunun, bir zaman makinesi gibi hatıraların da bir manivela ile harekete geçirilebileceğinin, zaman makinesinin içinde söylenmeyenlerin dile gelmesiyle de geleceğin şekilleneceğinin bir manifestosu Bir Kutu Hatıra.Tıpkı bir müziğin notaları gibi, dışarıdan bakıldığında birbirine zıt görünen seslerin bir araya gelişinde ahengi yaratması gibi, yine dışarıdan bakıldığında iki zıt toplum, iki zıt kültür, iki zıt inanç ve iki zıt dünyanın bir araya gelişiyle oluşturdukları senfoninin ahengi Bir Kutu Hatıra.Dinlemeye hazır mısınız?

Kitap Yorumları - (5 Yorum)
Romanda konuyu oluşturan olayların birbirleriyle bağlantıları çok güzel anlatılmış,güzel kurgulanmış bir roman,gayet akıcı,tavsiye edilecek okurken sıkmayan romanlardan birisi olmuş.
Bir Kutu Hatıra, mücevher sözcüklerle örülmüş çok güçlü bir kurguya sahip bir roman. Genç yazarın olağanüstü betimlemeleriyle farkında olmadan kendinizi gerçek mekanların içinde buluyorsunuz adeta davetsiz bir misafir gibi . Tarihsel bir kesitte yolculuk yaparken kesişen hayatlarla karşılaşıyorsunuz ve kendi yaşamınızdan bulduğunuz izler sizi sarmalayıp içine çekiyor usulca.. Büyük bir merakla okumaya başlayıp ve giderek büyülenip tat aldığım, sonunda gözyaşlarıyla bitirdiğim bir roman. Genç yazarın ustaca anlatımı ve kurgusuyla başarılı bir yapıt..
Romandaki betimlemeler oldukça başarılı. Hikayeyi okurken kendinizi Safranbolu sokaklarında hissediyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe de mübadelede yaşanan hüzünlere ortak oluyorsunuz. Başarılı bir kitap.
20 yaşında Leyla’nın birgün bahçelerindeki ağacın altında bulduğu bir kutu içerisindeki mektuplardan yola çıkarak,kendisi,anneannesi, mübadele öncesi aynı evde yaşayan Agalia isimli bir kadının hayatını araştımak üzere,Safranbolu-İzmir ve Yunanistan’da geçen bir roman.Olay örgüsü güzel,kurgu güze,ama anlatımda sıkıntı var.Çok basit,lise düzeyinde yazılmış bir kitap.Güzel başlıyor,ama daha sonraki süreç,tutarsızlıklar insanı bir süre sonra sıkıyor.İzmir’i öyle bir övüyor ki yazar,hele bir de İzmir’in Kurtuluşu sırasında çıkan yangını anlatışı var,sanırsın ki yangını Türkler çıkarmış,yazıklar olsun diyorum.Okumayan hiç bir şey kaybetmez…
Belgesel Roman tadında bir kitap. Kurgusu olağanüstü güzel ve tarihsel gerçekliklere dayanıyor. Okurken sanki mekanları ve zamanı yaşadım. Ayrıca kitap içerisinde yazarın verdiği bilgiler de okuyucuyu aydınlatıyor. Yazarın kullandığı dil yalın ve sade. Bu da romanın okurken içine girebilmenizi sağlıyor. Mübadele zamanından günümüze kadar uzanan mistik bir hikaye okumak isterseniz bu romanı şiddetle tavsiye ederim….