Alman işgalinin son aylarında kargaşa içindeki Prag. Çek Başkomiser Beran ve yardımcısı Komiser Morava’nın çözmek zorunda oldukları çetrefil cinayetler dizisi. İç organları titizlikle çıkarılmış kurbanlar. Rolü, cinayeti aydınlatmaktan çok Çek polisinin son anda direnişe ne ölçüde katılacağını ortaya çıkarmak olan Prag Gestaposu’ndan Başmüfettiş Buback. Ve böylece kedi fare oyunu başlar. Dul Kasabası, Prag’ın benzersiz atmasferinde sürükleyici bir polisiye roman olmakla kalmıyor, fail ve kurban, intikam ve misilleme, suç ve ceza, cinayet, nefret mekanizmaları ve bu mekanizmaların dinsel, ulusal gerekçeleri üzerine bir mesel biçimini alıyor. “Tüyler ürpertici cinayetler, savaşın ve ölümün tehdidi altında aşk… tarihle uzlaşan bir bakışla yazılmış bir kitap… – Ulrich Karpe, Carpe Librum- “Pavel Kohout, entrika dolu, tarihsel ve destansı bir kurguyla ahlaki değerleri sorguladığı bir dram yaratmış.” – Los Angeles Times- “Polisiye roman kurgusu, hiç eksilmeyen bir gerilimle Çekoslovak tarihinin trajik dersleriyle harmanlanmış güçlü bir alegoriye dönüşüyor.” – Richard Bernstein, The New York Times-


Kitap Yorumları - (5 Yorum)
Dul kasabı hızlı sayılacak temposu ve ilginç konusu ile rahat okunabilecek bir kitap. Başlarda sıkılabilirsiniz ama sonradan konu açıldıkça tempoda artıyor. II. dünya savaşı yıllarına ilgi duyanlar için de ayrı bir seçenek olabilir.
Güzel bir kitap diyebilirim ama kitabın ilk bölümleri gerçekten sıkıcı. Polisiye sevenlere tavsiye ederim.
DUL KASABIPavel Kohout1945 baharı.III.Reich çöküşün eşiğindedir.Prag’da Çek polisinin Cinayet Masası dedektifleri,dul kadınları hedef alan bir seri katilin peşindeyken,kendilerine yardımcı olmak üzere görevlendirilen,fakat gerçekte;Çek polisinin olası direnişi örgütlemesini izlemek ve önlemekle yükümlü bir Gestapo ajanıyla işbirliği içinde çalışmak zorundadır.Dul bir kadının peşinden giderek ailesini terketmiş bir babanın ardından,annesinin tahakkümü altında yaşamak zorunda kalmış olan katil,adeta tüm dulları dünya üzerinden silmeye kararlıdır.Prag’da yaşanan kargaşa,Hitler’in intiharı ile tam bir kaosa dönüşecek,katil bu durumdan yararlanarak bir Çek direnişçisi kimliğine bürünüp ufak bir çetenin liderliğine kavuşacak ve vahşi cinayetlerine hız verecektir.Eşini de bu katile kurban veren Dedektif Morava,katilin yeni zırhını delebilecek mi?İlgiyle okudum.Tavsiye ederim
grange sevenlere siddetle tavsiye edilen bir kitap. belki cok farklilar birbirlerinden ama grange seven bunu da sever diyorum.
sakın ola kitabın adından hareketle romanın sadece sadist cinayetleri verdiğini düşünmeyin.2. dünya savaşında çeklerin özgürlük mücadelesine artık gücünü yitirmiş ama kendini beğenmişliğinden birşey kaybetmemiş nazi askerlerine ve bugün avrupanın en güzel şehrine prag a gidiyoruz.ve tabi ki aşk eşsiz bir akıcılık ve hikayeyle dolu bu romanı kaçırmayın..