2. Dünya Şavaşı’ndan sonra ortaya çıkan ulusal ve uluslar arası dinamiklerin zorlamasıyla çok partili rejime geçen Türkiye’de demokratik hayatın sancılı olacağını az çok herkes tahmin edebiliyordu. Fakat on yıllık periyotlarla tekrarlanan askeri müdahalelerle demokratik sürecin kesintiye uğratılacağını elbette ki kimsenin tahmin etmesi mümkün değildi. 14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde Demokrat Parti’nin sandıkta elde ettiği büyük başarı iktidarın ilk kez barışçı biçimde ve halkın istekleri doğrultusunda el değiştirmesini sağlamış, iktidardaki siyasi kadrolar bu sonucu demokratik bir olgunlukla karşılayıp iktidarı yeni kadrolara devretmişlerdi. Ne var ki demokratik kültürü, yeteri kadar içlerine sindirememiş kadroların meşru muhalefete alışmaları, sandıkta her defasında başarısızlığa uğrayanların bu sonucu içlerine sindirmeleri ve yeni rejime alışmaları kolay olmuyordu. (önsöz’den)


Kitap Yorumları - (5 Yorum)
Davut Hocanın kitaba 28 Şubat 27 Nisan ve 15 Temmuzu da ekleyerek revize etmesi ne güzel olur. Konuyla ilgilenenler ve özellikle siyaset bilimciler için tarihi vesika değerinde bir eser.
Darbelerin hemen akabinde yaşananları farklı görüşlerin anlatılarına dayalı olarak veriyor. Faydalı ama yorumlanarak okunması gereken bir eser.
Ortalıkta ‘tatlısu demokratı’ olarak gezinen aydın(!)’larımızın gerçek yüzlerini f’âş eden bir kitap.
boyle kitparlari okumak, o zamanlarda neler oldu ogrenmek lazim. guzel bir anlatimi var
basın aydınımızın cumhuriyet tarihindeki yalpalama macerası bir türlü özgür olamamaları ve ikitdar ve otoritenin yanında genelde yer alması ibretlik